GenelManşetYaşam

Beyin çürümesi tartışması: Sosyal medya ve kısa videolar dikkati nasıl etkiliyor?

Uzmanlara göre saatlerce sosyal medyada kısa videolar arasında gezinmek dikkat, hafıza ve ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratabiliyor. Araştırmalar, özellikle yoğun ekran kullanımının bilişsel performans ve uyku düzeni üzerinde dikkat çekici sonuçlar doğurabileceğine işaret ediyor.

“Beyin çürümesi” terimini şimdiye kadar duymadıysanız, muhtemelen bu durumdan uzak duruyorsunuzdur. Günümüzde bu ifade, aşırı çevrim içi olmanın beyin üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği düşüncesini anlatan popüler bir argo olarak kullanılıyor. Aynı zamanda saatlerce düşük kaliteli sosyal medya içerikleri arasında gezinmenin ardından hissedilen zihinsel yorgunluğu ya da bu içeriklerin kendisini tanımlamak için de tercih ediliyor. Kimi zaman isim, kimi zaman fiil, kimi zaman da sıfat olarak kullanılan bu kavram, dijital çağın yeni tartışma başlıklarından biri haline geldi.

AKILLI TELEFONLAR ODAKLANMAYI ZORLAŞTIRIYOR

The Washington Post’ta yer alan habere göre “How to Break Up With Your Phone” kitabının yazarı Catherine Price, bu kavramın arkasında önemli bir gerçek payı bulunduğunu belirtiyor. Price’a göre akıllı telefonların günlük yaşamda yarattığı sürekli dikkat dağınıklığı birçok kişinin odaklanma becerisini zorluyor.

Price, kitabının yayımlanmasından sonra binlerce kişiden geri bildirim aldığını aktarıyor. Bu kişiler arasında daha önce kitap okumayı çok seven fakat artık bir kitabı bitirmekte zorlanan birçok insan bulunuyor. Price, akıllı telefonların insanlarda zaten var olan dikkat dağılma eğilimini daha da güçlendirdiğini ifade ediyor. Bu durumun günümüzde birçok kişinin yaşadığı stres ve tükenmişlik hissiyle de bağlantılı olabileceğini dile getiriyor.

KISA VİDEOLAR VE BİLİŞSEL ETKİLER

Bilimsel araştırmalar da kısa video içeriklerinin dikkat, hafıza ve ruh sağlığı üzerindeki etkilerine işaret ediyor. TikTok, Instagram veya YouTube Shorts gibi platformlarda kısa videolar arasında sürekli kaydırma davranışının bilişsel süreçleri etkileyebileceği değerlendiriliyor.

Bilimsel literatürü inceleyen yakın tarihli bir meta-analiz, kısa video kullanımının artmasının daha zayıf bilişsel performans ve daha yüksek kaygı düzeyiyle ilişkili olduğunu ortaya koydu.

İnsan beyninin dikkati kolay dağılabilen bir yapıya sahip olması aslında evrimsel bir özelliğe dayanıyor. Örneğin kişi bir kitap okurken aniden yüksek bir ses duyarsa başını kaldırıp çevreyi kontrol etme eğilimi gösterir. Bu tepki, potansiyel tehlikeleri hızlı fark etmeye yardımcı olur.

Sorun ise gün içinde sürekli yaşanan kesintilerden kaynaklanıyor. Telefon bildirimleri ya da sosyal medyada konudan konuya geçerek yapılan hızlı kaydırmalar dikkati bölerek uzun süre odaklanmayı zorlaştırıyor.

UZUN İÇERİKLERE ODAKLANMA GİDEREK ZORLAŞIYOR

MIT’de araştırma bilimci olarak çalışan Nataliya Kos’myna, uzun içeriklere odaklanmanın giderek daha zor hale geldiğini belirtiyor. Kos’myna’ya göre bu durum özellikle daha uzun dikkat gerektiren içeriklerde rahatsızlık hissi yaratıyor.

Örneğin 20 dakikalık bir YouTube eğitim videosu bile birçok kişi için artık fazla uzun ve dikkat gerektiren bir içerik gibi algılanabiliyor.

EKRAN KULLANIMI VE BEYİN GELİŞİMİ

Temple Üniversitesi’nde psikoloji ve nörobilim profesörü olan Jason Chein, sosyal medyada daha fazla zaman geçiren ve telefonlarına daha bağlı görünen kişilerde beynin bazı bölgeleri ile bu bölgeler arasındaki bağlantılarda farklılıklar gözlemlendiğini belirtiyor. Chein, bu tür bulguların neden-sonuç ilişkisini kesin olarak ortaya koymadığını da vurguluyor.

2025 yılında Translational Psychiatry dergisinde yayımlanan bir araştırma ise 7 binden fazla çocuğun verilerini inceleyerek daha fazla ekran kullanımının beynin bazı bölgelerinde kortikal kalınlığın azalmasıyla ilişkili olduğunu ortaya koydu. Korteks, beynin dış katmanını oluşturur ve üst düzey düşünme, hafıza ile karar verme süreçlerinde görev alır.

UYKU DÜZENİ DE ETKİLENİYOR

Kuzey Carolina Üniversitesi’nde psikoloji ve nörobilim profesörü Mitch Prinstein, korteksin özellikle dürtü kontrolü açısından kritik rol oynadığını belirtiyor. Prinstein, kortikal kalınlıktaki azalmanın dürtüselliği artırabileceğini ve bunun kişileri sosyal medyadan dopamin uyarımı aramaya yöneltebileceğini ifade ediyor.

Araştırmalarda ayrıca daha fazla ekran süresi ile dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu belirtileri arasında da ilişki tespit edildi.

Prinstein’a göre ekran kullanımının çoğu zaman gece saatlerinde gerçekleşmesi de önemli bir sorun. Özellikle yatakta telefon veya tablet kullanımı uyku düzenini doğrudan etkiliyor ve çocukların önerilen uyku süresine ulaşmasını zorlaştırıyor.

YAPAY ZEKA KULLANIMI ÖĞRENMEYİ NASIL ETKİLİYOR?

MIT araştırmacısı Nataliya Kos’myna, öğrencilerinin ödev hazırlarken yapay zekâ sohbet botlarını sıkça kullanmaya başladığını fark ettiğinde bunun öğrenme sürecini nasıl etkilediğini araştırmak istedi.

Bu amaçla yapılan bir deneyde öğrencilere makale yazma görevleri verildi. Bir grup yalnızca kendi bilgilerini kullanarak çalıştı. İkinci grup yapay zekâ özetleri kapalı bir arama motorundan yararlandı. Üçüncü grup ise yapay zekâ sohbet botlarını serbestçe kullandı.

54 öğrencinin katıldığı çalışmada sohbet botlarını kullanan öğrencilerin yazdıkları metinlerdeki bilgileri hatırlamakta daha fazla zorlandığı görüldü. Ayrıca deney sırasında bu gruptaki öğrencilerin beyin aktivitelerinin daha düşük olduğu tespit edildi.

UZMANLARDAN EKRAN KULLANIMI İÇİN ÖNERİLER

Uzmanlar, ekran kullanımının etkilerini azaltmanın mümkün olduğunu belirtiyor. Mitch Prinstein, özellikle yatak odasında ekran kullanılmaması gerektiğini vurguluyor ve cihazların gece boyunca yatak başından uzak bir yerde şarj edilmesini öneriyor.

Nataliya Kos’myna ise yapay zekâ araçlarının bilinçli kullanılması gerektiğini belirtiyor. Ona göre bir görevi tamamen dış araçlara devretmenin her zaman bir bedeli bulunuyor ve kullanılmayan beceriler zamanla körelebiliyor.

Prinstein, ekran kullanımında ölçülülüğün önemli olduğunu ifade ederek insanların ekran başında geçirdikleri süreyi kendilerinin mi seçtiğini yoksa platformların mı yönlendirdiğini sorgulamaları gerektiğini söylüyor.

Uzmanlara göre öğrenme sürecinde belirli bir zorluk düzeyinin bulunması da önemli. Teknolojinin sunduğu aşırı kolaylık, zihinsel gelişimi sınırlayabilir. İnsanların öğrenme sürecinde zihinsel çaba göstermesi ve bazı zorluklarla karşılaşması gelişim açısından kritik bir rol oynuyor.

Diğer Haberler

Başa dön tuşu