HAKSEN Başkanı Erşangil Kamu Görevlileri Yasa’nda öngörülen bazı değişikliklerin Anayasa’ya aykırı olduğunu söyledi
Eşit Hak ve Adalet Sendikası (HAKSEN) Başkan Salih Erşangil, Meclis gündeminde bulunan Kamu Görevlileri (Değişiklik) Yasa Tasarısı’nın kamudaki temel sorunları çözmek yerine çalışanın haklarını gerileteceğini ve yeni anayasal tartışmalar yaratacağını savundu.

Eşit Hak ve Adalet Sendikası (HAKSEN) Başkan Salih Erşangil, Meclis gündeminde bulunan Kamu Görevlileri (Değişiklik) Yasa Tasarısı’nın kamudaki temel sorunları çözmek yerine çalışanın haklarını gerileteceğini ve yeni anayasal tartışmalar yaratacağını savundu.
Erşangil yayımladığı yazılı açıklamada, Tasarıda parmak izi ve yüz tanıma gibi biyometrik verilerin mesai takibinde kullanılmasının öngörüldüğünü, bunun özel hayatın gizliliği açısından sakıncalı olduğunu, kişisel veri içermeyen dijital kart sistemlerinin tercih edilmesi gerektiğini ifade etti.
Salih Erşangül şu ifadeleri kullandı:
“Biyometrik verilerin kişinin rızası olmadan alınmasına ve çoğu devlet dairesinde özel güvenlik şirketleri tarafından bu gibi verilerin toplanmasına sebep olacaktır. Anayasamız özel hayatın gizliliğini düzenlerken, TC Anayasa Mahkemesi’nin ve AİHM’nin çeşitli kararlarında biyometrik verilerin mesai takibinde kullanılmasının özel yaşamın gizliliği hakkına ölçüsüz bir müdahale olduğu açıkça belirtilmiştir.”
Devamlılıkla ilgili uygulanacak yöntemin belirlenmesi yetkisinin her kurumun yöneticisine bırakılmasının da sakıncalı olduğunu kaydeden Erşangil, “Kamuda yeknesaklık ve Kamu Yönetimi ve İnsan Kaynakları Başkanlığı’nın bütünleyici işlevi ve görevi gereği, devam yöntemlerinin ortak olması ve Kamu Yönetimi ve İnsan Kaynakları Başkanlığı tarafınan saptanması en doğrusudur.” dedi.
Adaylık süresi
Bir yıldan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere düzenlenmiş olan adaylık süresinin Tasarıda üç yıla kadar uzatılmasının öngörüldüğünü kaydeden Erşangil, bunun yeni kamu görevlileri üzerinde iş güvencesi ve sendikal haklar bakımından baskı yaratabileceğini; sınav ve itiraz harçlarının artırılmasının da demokratik hakların kullanımını zorlaştıracağını ifade etti.
Mazaret izni
Eşi doğum yapan kamu görevlisine verilen iznin üç günden 5 güne çıkarılmasının da yetersiz olduğunu belirten Erşangil, ebeveynlik izninin çağdaş iş hukuku ve toplumsal cinsiyet eşitliği göz önünde tutularak düzenlenmesi gerektiğini belirtti.
Erşangil, “Çağdaş iş hukukundaki ebeveynlik izni kadın ve çocuk haklarına duyarlı, sosyal bir devlette olması gereken düzenlemedir. Bebek bakımı görevinin eşler arasında eşit paylaşılması için baba olan bir kamu görevlisinin de en az 40 gün izin hakkı olmalıdır. Anne ve babanın dönüşümlü kullanabileceği çok daha uzun süreli ebeveynlik izinleri de yasaya eklenmelidir.” dedi.
Kamu görevine alınma
Öngörülen düzenlemelerde kamu görevine alınma koşullarını zorlaştıran, sınava giriş ve itiraz harçlarını yükselterek demokratik hakları ortadan kaldıran, sendikal izinlerde eşitsizliği derinleştiren, iş güvencesini daraltacak maddelerin mevcut olduğunu belirten Erşangil, “Tasarı, Komite aşamasında hassasiyetle ele alınmalı, çağdaş kamu hizmeti ve verimlilik ile insan hak ve özgürlükleri birlikte değerlendirilmelidir.” dedi. Erşangil, “Kamu görevine alınmada 45 yaş üst sınırı ve 5 yıl ikamet koşulu, Anayasa madde 72 ile çelişmektedir” dedi.
Sınav ücretleri
Tasarıda sınav ücretlerinin yükseltilmesinin de bulunduğunu kaydeden Erşangil, “Anayasa’ya göre harçlar Meclis tarafından yasa ile belirlenir ve belli oranlarda artırma yetkisi, yürütmeye devredilebilir. Tasarıda sınav harcı, alakasız bir şekilde Asgari Ücret Tespit Komisyonuna bırakılmış ve yüksek bir oran belirlenmiştir. Doğru yöntem, Yasada makul bir sınav harcının konması, bunu 10 katına ulaşıncaya kadar her yıl hayat pahalılığı oranında artırma yetkisinin yürütmeye verilmesidir. Sınava itiraz halinde, ileri itiraz için her soru başına, sınav ücretinin yarısı kadar itiraz ücreti alınması ise pratikte itiraz hakkının kullanılmasını ortadan kaldıracak bir düzenlemedir.” dedi.
Barem içi artış
Yasadaki, eğitim alarak barem içi artış (kademe ilerlemesi) düzenlemesinin, 2010 yılında yürürlüğe giren kamuda işe yeni başlayanların maaş, sosyal hak ve emeklilik koşullarını düşüren Kamu Çalışanlarının Aylık (maaş-ücret) ve Diğer Ödeneklerinin Düzenlenmesi Yasası ile uyumlaştırıldığını da kaydeden Erşangil, “İkinci üniversite okuma halinde barem içi artış hakkı kaldırılmakta, master ve doktoranın kademe ilerlemesi hakkı vermesi için kadro görevi ile ilgili olması koşulu getirilmektedir. Oysa kamu görevlilerinin kendilerini farklı alanlarda geliştirmeleri, doğrudan kendi alanları ile ilgili olmasa da çeşitli alanlarda eğitim görmeleri, mesleklerini ve/veya görevlerini ve/veya vatandaş ile ilişkilerini geliştirecektir.” dedi.
Eğitime bağlı kademe ilerlemesi için Kamu Yönetimi ve İnsan Kaynakları Başkanlığı’na, kriterleri belirsiz değerlendirme yetkisi verildiğini, uygunluk bildirimi şartı getirilmesinin öngörüldüğünü kaydeden Erşangil, “Kamu Yönetimi ve İnsan Kaynakları Başkanlığı’nın bu yetkisini nasıl kullanacağı, hangi kadro görevleri için hangi diplomaları geçerli sayacağı ise tamamen belirsizdir. Dolayısıyla bu madde yasama yetkisinin devredilmezliği prensibine ve hukuki belirlilik ilkesine de aykırıdır.” dedi.
Sendikal izinlerde eşitsizlik
Mevcut yasada en çok üyeye sahip iki sendikaya özel izin hakları, en az 100 üyesi bulunan sendikalara da 4 kişiye yılda 20 gün ödenekli izin hakkı tanındığını belirten Erşangil, “Tasarı, 2 büyük sendikanın profesyonel/yarı profesyonel sendikacı sayısını artırmakta ancak az üyeli sendikaların izinlerini artırmamaktadır. Örgütlü toplumun ve demokrasinin gelişmesi için yapılması gereken; küçük sendikaların da izin haklarının artırılmasıdır.” dedi.
Erşangil, Tasarının Meclis komitesinde tüm sendikaların ve toplumsal kesimlerin görüşleri alınarak yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu.





































