
Halkın Partisi MYK Üyesi Yusuf Avcıoğlu, akaryakıt fiyatlarındaki adaletsiz uygulamalara ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Avcıoğlu, Petrol Ürünlerinin Fiyatlandırma Esaslarını Düzenleyen Tüzük’ün açık hükümlerine rağmen hükümetin zam konusunda gösterdiği hızı indirimlerde göstermediğini belirterek, küresel petrol fiyatlarındaki büyük düşüşe rağmen KKTC’de pompaların neden hâlâ savaş dönemi zirve fiyatlarında kaldığını sorguladı.
Avcıoğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
Petrol Ürünlerinin Fiyatlandırma Esaslarını Düzenleyen Tüzük maddeleri gayet açıktır: Ekonomi ve Enerji Bakanlığı her hafta pariteleri hesaplamak, o meşhur Akaryakıt Birimi de tavan fiyatları her çarşamba gecesi piyasa gerçeklerine göre güncellemek zorundadır.
Peki, sormak lazım: Bu tüzük sadece zam yaparken mi hukuki bir zorunluluktur? İndirim sırası vatandaşa geldiğinde bu memlekette yasalar askıya mı alınıyor?
Şubat ayında patlak veren İran-ABD kriziyle birlikte küresel piyasalar sarsılırken, ülkeyi yönettiğini iddia edenler tüzüklerin arkasına sığınıp jet hızıyla peş peşe “savaş zammı” bindirmeyi bildiler. Savaş öncesinde 46,12 TL olan 95 oktan benzini bir gecede 52,12 TL’ye, ardından 57,12 TL’ye ve nihayet 26 Mart’ta 61,12 TL’ye fırlattılar. Euro Diesel’i 60,00 TL’ye, savaş öncesinde 44,06 TL olan ısınma ve sanayinin kalbi olan gazyağını ise 71,43 TL ile zirveye çivilediler.
O dönem dediler ki: “Küresel maliyetler fırladı, Brent petrol 118 dolara vurdu, kur baskısı var, yapacak bir şey yok!” Vatandaş da bu durumu sineye çekti, krizdir dedi, dişini sıktı.
SAVAŞ BİTTİ, PETROL ÇÖKTÜ: BİZİM HÜKÜMET SEYRETTİ!
Peki ya şimdi? Bugün 25 Haziran 2026.
Taraflar uzlaştı, barış müzakereleri tamamlandı ve küresel piyasalarda Brent petrol tam anlamıyla dikey bir çöküş yaşayarak 4 Mayıs’taki 118,99 dolarlık zirvesinden bugün 72,86 dolara kadar geriledi. Savaşın patlak verdiği tarihten bile daha geriye giden bir küresel borsa var karşımızda. Yani küresel hammadde maliyeti %35 oranında çakıldı!
Eğer gözümüzü deniz aşırı uzağa değil, hemen yanı başımıza, Türkiye’ye çevirirsek, bu adaletsizliğin boyutu çok daha net anlaşılıyor. Aynı küresel piyasayı, aynı Akdeniz Platts endeksini referans alan Türkiye Cumhuriyeti’nde, mayıs ayından bu yana Brent petroldeki düşüşe paralel olarak akaryakıt fiyatlarına defalarca indirim yapıldı! Orada EPDK ve piyasa mekanizmaları küresel düşüşü anında pompaya yansıtıp kendi vatandaşlarının yükünü hafifletirken, sözde ülke yönettiğini iddia edenler ne yapıyor?
RESMİ VERİLER İSPATLADI: İNDİRİM DEĞİL, GİZLİ VERGİ VURGUNU!
Küresel petrol çizgisi dağdan aşağı yuvarlanırken, Türkiye’de pompalar nefes alırken, KKTC’de fiyatlar gökyüzünde bir platform gibi dümdüz, çiviyle çakılmış gibi asılı kalmış! Tam 13 haftadır tek bir kuruş indirim yok! Türkiye’deki perakende piyasa bile küresel erimeyi kur baskısına rağmen fiyatlarına yansıtabiliyorken, bizim tüzüklü, güvenceli sistemimizin bu düşüşü tamamen yutması açık bir siyasi fiyaskodur, açık bir sömürüdür.
Uluslararası piyasadan ucuz fiyata mal edilen akaryakıt, bu ülkenin vatandaşına hâlâ savaşın en cafcaflı, en tepe noktasındaki fiyattan satılıyor. Başbakanlık Resmî Gazete verileri bu soygunun perdesini tamamen aralıyor: Savaşın başında fiyatlar patlamasın diye fonları ve %10 KDV’yi sıfırlayan hükümet, petrol düştükçe bu vergileri çaktırmadan arkadan geri yüklemiş! Savaş öncesi 95 oktanda 5,73 TL olan FİF kesintisi bugün 8,00 TL’ye; Eurodiesel’de 1,94 TL olan FİF yükü bugün 4,17 TL’ye, Gazyağında ise 68 kuruştan 14,50 TL seviyesine getirmiş! Aradaki fahiş marj, indirim bekleyen halkın cebinden alınıp kamu maliyesinin kasasına akıtılıyor!
BÜTÇE AÇIĞININ SPONSORU VATANDAŞ DEĞİLDİR!
Bakanlar Kurulu çıkıp “Stok maliyetleri yüksek” diye masal anlatmasın. Bu memlekette kayıt dışı ekonominin üzerine gidemeyen, sürekli af çıkarıp vergi kültürünü yok eden ve şaibeli ihalelerle giderleri artıran hükümet, bütçe açığı kapatmanın yolunu “vatandaşın hakkını gasp etmek” de bulmuştur. İndirim yapmayarak satılan akaryakıt ile halkın cebinden son 13 haftada toplam yaklaşık 596 milyon TL fazladan para alınmıştır!
Yükselirken küresel borsayı bahane edip jet hızıyla düğmeye basanlar, fiyatlar düşerken haftalık tüzük incelemelerini hasıraltı ediyorlar. Sanayi durma noktasında, ulaştırma felç, vatandaş arabasına yakıt koyarken iki kez düşünüyor ama koltuklarında oturanlar bu sömürü makasını sadece seyrediyor.
Buradan Ekonomi ve Enerji Bakanlığı’na, bu düzene göz yuman sözde hükümete açıkça sesleniyoruz: Küresel petrolün %35 düştüğü, Türkiye’de fiyatların tıkır tıkır indirildiği yerde pompayı zirveye kilitleyen, vergi ve FİF yükünü iki katına çıkaran bu soygun düzenine derhal son verin! Tüzüğü sadece vatandaşın cebini boşaltırken değil, vatandaşın hakkı olan indirimi verirken de uygulayın.
Bu halk, sizin kötü yönetiminizin ve bütçe açıklarınızın sponsoru değildir!





































