Kıbrıs Türk İşverenler Sendikası’ndan asgari ücret açıklaması
Kıbrıs Türk İşverenler Sendikası, yürürlükteki Asgari Ücretler Yasası’nda, asgari ücretin dört kişilik bir ailenin geçim ücreti veya açlık sınırına göre belirlenmesini öngören açık ve emredici bir hüküm bulunmadığını savundu.

Kıbrıs Türk İşverenler Sendikası, yürürlükteki Asgari Ücretler Yasası’nda, asgari ücretin dört kişilik bir ailenin geçim ücreti veya açlık sınırına göre belirlenmesini öngören açık ve emredici bir hüküm bulunmadığını savundu.
Sendika Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, çalışanların refahına veya gelirine düşman bir anlayış içinde olunmadığı belirtilerek, “Hukuk devleti ilkesinin gereği, kişisel yorumların değil, yürürlükteki yasa hükümlerinin esas alınmasıdır. Kamuoyu doğru ve eksiksiz bilgilere ulaşmayı hak etmektedir.” denildi.
Asgari ücretle ilgili değerlendirmelerin kişisel kanaatler, siyasi söylemler veya “popülist yaklaşımlar” üzerinden değil, yürürlükteki yasa hükümleri ve hukuki gerçekler çerçevesinde yapılması gerektiği kaydedilen açıklamada, son günlerde kamuoyunda asgari ücretin dört kişilik bir ailenin geçim ücreti için belirlenirmiş gibi bir algı oluşturulmaya çalışıldığı ileri sürüldü.
Açıklamada, bu görüşün yasa hükmü gibi sunulmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğu savunularak, “Yürürlükteki Asgari Ücretler Yasası dikkatle incelendiğinde, ‘asgari ücret dört kişilik bir ailenin geçim ücretidir’ veya ‘asgari ücret dört kişilik bir ailenin açlık sınırına göre belirlenir’ şeklinde net ve emredici bir hüküm bulunmamaktadır.” ifadelerine yer verildi.
Asgari Ücret Tespit Komisyonunun, Devlet İstatistik Kurumu tarafından belirlenen 2,93 kişilik ortalama hane halkı büyüklüğünü dikkate alarak değerlendirme yaptığı belirtilen açıklamada, aksi yönde açık bir yasa hükmü veya bağlayıcı yargı kararı bulunduğunun düşünülmesi halinde bunun kamuoyuyla paylaşılması çağrısında bulunuldu.
Açıklamada ayrıca, konunun geçmiş yıllarda yargı mercilerinin de gündemine geldiği ve “asgari ücret dört kişilik bir ailenin geçim ücretidir” görüşünün açık ve bağlayıcı bir hukuk kuralı olarak ortaya konulmadığı savunuldu.



































