
Almanya’da gözlerin çevrildiği başkent Berlin’deki eyalet seçimlerinde tarihi bir sonuç ortaya çıktı. Sandık çıkış anketlerine göre, Türkiye kökenli siyasetçi Elif Eralp liderliğindeki Sol Parti (Die Linke), yüzde 25,3 oy oranıyla seçimi birinci sırada tamamladı.
Başbakan Friedrich Merz’in partisi CDU yüzde 19 ile ikinci sıraya gerilerken, aşırı sağcı AfD ise oyunu ikiye katlayarak yüzde 16 ile üçüncü oldu. Hem eyalet hem başkent statüsünde olan Berlin’de zafer kazanan Eralp, koalisyon hükümetini kurması halinde kent tarihinin ilk göçmen kökenli ve ilk sosyalist “Yönetici Belediye Başkanı” unvanını alacak.
80 Darbesinden Kaçan Ailenin Mücadeleci Kızı
45 yaşındaki Elif Eralp, 1980 askeri darbesinin ardından Türkiye’den Almanya’ya iltica eden sosyalist bir ailenin çocuğu olarak Münih’te dünyaya geldi. Doktor ve sendikacı bir baba ile işçi hakları mücadelesi nedeniyle hapis yatmış bir annenin kızı olan Eralp, hukuk eğitimi alarak hayatını adalet ve insan hakları mücadelesine adadı. Küçük yaşlardan itibaren göçmenlerin yaşadığı zorluklara tanıklık ettiğini belirten Eralp, siyasete giriş motivasyonunu adaletsizliklere karşı durmak olarak tanımlıyor.
“AfD’ye Verilecek En Güzel Yanıt Benim”
Seçim kampanyasında doğrudan seçmenle temas kuran ve kapı kapı dolaşan Eralp, halkın asıl gündeminin ekonomik kriz, yüksek kiralar ve hayat pahalılığı olduğunu vurguladı. Merkezin hatalı politikalarının seçmeni aşırı sağa ittiğini belirten Sol Partili lider, AfD’nin sorunların kaynağı olarak göçmenleri gösterdiğini ancak hiçbir çözüm sunmadığını söyledi. Eralp, göçmen kökenli bir siyasetçi olarak başkentte göreve gelmesinin, ülkede yükselen aşırı sağ rüzgarına karşı en güçlü yanıt olacağını ifade etti.
Siyasette Zohran Mamdani Modeli ve ‘Demokrasi Açığı’ Vurgusu
Eralp’in yüksek kiralara karşı dev emlak şirketlerini kamulaştırma vaadi, sosyal adalet vurgusu ve halka yakın kampanya tarzı, ABD’li göçmen siyasetçi Zohran Mamdani ile benzerliğiyle dikkat çekiyor. Mamdani’nin ekibiyle irtibat halinde olduklarını belirten Eralp, New York’taki başarının tüm sol hareketler için bir model olduğunu belirtti.
Öte yandan Almanya’daki oy hakkı adaletsizliğine de dikkat çeken Eralp, 40 yıldır ülkede yaşayan babasının dahi oy kullanamamasını bir “demokrasi açığı” olarak nitelendirdi ve 5 yıldan uzun süredir Almanya’da yaşayan herkese seçim hakkı tanınması için mücadele edeceğini sözlerine ekledi.
Gazze ve İsrail Tartışmalarında ‘Çifte Standart’ Eleştirisi
Kampanya döneminde partisine yöneltilen antisemitizm suçlamalarına net bir dille yanıt veren Eralp, Yahudi yaşamının korunmasını desteklediğini ve her türlü antisemitizmin karşısında olduğunu açıkladı. Almanya’daki Gazze tartışmalarında çifte standart uygulandığına dikkat çeken siyasetçi, Rusya söz konusu olduğunda uluslararası hukuka vurgu yapılırken İsrail konusunda aynı hassasiyetin gösterilmediğini savundu. Hem İsrail hem Filistin’in var olma hakkını savunduklarını belirten Eralp, aşırı sağcı İsrail hükümetini eleştirmenin antisemitizm olmadığını vurguladı.
Friedrich Merz İçin Ağır Darbe: Koalisyon Pazarlıkları Başlıyor
Berlin seçimleri, CDU genel başkanı ve Başbakan Friedrich Merz üzerinde ağır bir siyasi baskı oluşturdu. Saksonya-Anhalt ve Mecklenburg-Vorpommern’deki başarısızlıkların ardından Berlin’in de kaybedilmesi Merz’in koltuğunu sarstı.
Ancak Eralp’in “Yönetici Belediye Başkanı” koltuğuna oturabilmesi için koalisyon kurması gerekiyor. Sol Parti liderliğinde Yeşiller ve SPD ile üçlü bir koalisyon en güçlü seçenek olarak öne çıkarken, SPD’nin kamulaştırma vaatleri nedeniyle CDU ile ortaklığı seçebileceği de konuşuluyor.
Eyalet anayasasında yapılan değişiklikle ilk kez 16-17 yaşındaki 55 binden fazla gencin sandık başına gittiği bu tarihi seçimde, Berlinlileri zorlu bir koalisyon süreci bekliyor.





































