
Müşterek bahisçiler ve sponsor şirketler bir yandan, TV yayıncı kuruluşları ise diğer bir taraftan spora ve de özellikle de futbola kızarmış ekmek arası eriyen eski kaşar peyniri muamelesi yapmaya devam ediyorlar. “Spor, asla sadece futbol veya oyun değildir” demiştik geçen yazımızda. ‘Her ne pahasına olursa olsun egemen olmalıyım’ merkezli bir düşünce fi tarihinden beri devam ediyor. Onlar da haklı. 3 milyarı aşkın insanın direkt ilgilendiği birinci sektör olan futbol ve onun efendileri, bırakın futbolun kimyasını bozmayı; taciz, tahriş hatta ve hatta tecavüz işlemini sırasıyla işleme koydular bile. Birkaç spor sosyoloğu, sporun kimyasını bozanlara karşı duradursun, atı alan Üsküdar’ı çoktan geçti bile. Spora “Vefa nedir?” diye sorsalar, eminiz “Sadece İstanbul’da bir semt adı” derdi diye düşünüyoruz ağzı olsa da konuşsaydı işkence gören garibimin.
Sporun esas oğlanı futbolda da durum hâliyle aynı. Dünya futbol ekonomisi üzerine düzenli araştırmalar yapan Deloitte adlı denetim şirketi, 2022 yılı için ulaştığı verileri geçtiğimiz hafta açıkladı. Dünya futbolunun en zengin 20 kulübü sezon gelirlerinde ‘%8 oranında büyüme kaydetmişler. Deloitte, tarafından açıklanan ‘Dokunulmazlar: Futbol Para Ligi’ raporuna göre, Real 1’nci, Barça 2’nci, PSG 3’ncü ve Bayern 4’ncü sırada yer aldı. İngiliz Manchester City kulübü ise 20’inci sıradan 11’inci sıraya’ yükselerek şimdiye kadar ki en iyi derecesini elde etti. Eee, zengin Arapların eline geçen Manchester City Kulübü bu gidişle daha da büyüyecek. Araplar bununla da kalmamışlar, Katalanların güya(!) ulus-devletini temsil eden reklamsız Barcelona formasına ki bu forma onların bayrağıymış; üzerine de Katar Vakfı’nı (Qatar Foundation) ve sonrasında da Rakuten çakmışlardı. Şimdi de bizim Spotify gündemde mâlum.
Neyse, UEFA; “Toplam gelirinden 45 milyon Euro fazla harcama yapan kulüpler, adlarına bakılmaksızın, tüm Avrupa kupalarından dışlanacaktır” diyor. “Adlarına bakılmaksızın” tümcesinden de anlayacağınız üzere ‘taviz’ hissiyatını daha şimdiden yaratmışlar. “Savaş henüz kazanılmasa da, uzun vadede böyle bir perspektifin uygulaması mümkün görülüyor” diyen birçok futbol ekonomisi uzmanı var. Bu yoldaki naçizane görüşümüz, FIFA ve UEFA bu görüşü hayata geçirebilmeleri için ‘siyasi sorumluların ve ulusal hukukun’ desteğini almalı. Bu türde bir reformun getireceği en büyük kazanç, Avrupa Birliği Süper Ligi Projesi’yle varlıkları tehdit altına giren ulusal liglerin varlığını da devam ettirecektir. Ötesi mi? Ötesini projenin yürütücüsü ve de Real’in Başkanı Florentino Perez düşünsün.





































