
Rekor sıcaklıklar ve hidrolojik kuraklık Avrupa’yı teslim aldı. Nehir yataklarının çölleştiği, nükleer santrallerin soğutma suyu bulamadığı kıtada kuraklık, buzul çağı fosillerini ve 2. Dünya Savaşı enkazlarını gün yüzüne çıkardı.
Bu yaz yaşanan şiddetli sıcak hava dalgaları ve uzun süren kuraklıklar, birçok Avrupa nehir yatağını çorak kumlu alanlara dönüştürdü. Ren, Tuna ve Po nehirleri de dahil olmak üzere kıta genelinde ticaret ve tarım için kritik önem taşıyan başlıca ana damarlar şu anda rekor düzeyde düşük seviyelerde seyrediyor. Bu durum yük taşımacılığını aksatıyor, nükleer santralleri reaktörlerini kapatmaya zorluyor ve tarımsal verimliliği düşürüyor.
AVRUPA’DA SICAKLIK ARTIŞI 2.79°C’YE ERİŞTİ
İstanbul Nişantaşı Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Ceyhun Özçelik, “Avrupa genelinde sıcaklık artışları yaz aylarında rekor bir düzeye ulaştı. Öyle ki, uzun yıllar haziran ve temmuz ayı sıcaklık ortalamaları baz alındığında, Avrupa genelinde 2026 yılı için 2.79°C’lik bir sıcaklık artışı söz konusu. Avrupa Birliği yer gözlem programı Copernicus çerçevesinde sağlanan uydu verileri incelendiğinde, sıcaklık artışının Avrupa’ya yayıldığını açık bir şekilde görebiliyoruz” dedi.
“Almanya’yı merkez alan bir boylamda Avrupa’yı iki kısma ayırdığımızda, batıda kalan bölgelerde 1991-2020 referans dönemine göre gözlenen sıcaklık artışlarını ‘çok sıcak’ ya da ‘aşırı sıcak’ olarak adlandırabiliriz. Doğu’da kalan kısımda ise ‘sıcak’ ya da ‘çok sıcak’ olarak değerlendirebileceğimiz sıcaklık artışları gerçekleşiyor. Avrupa’da sıcaklık artışlarını sadece yağış eksikliği olarak değerlendirmemek gerekir” diyen Özçelik ekledi:
“Sıcak hava koşulları, bir yandan sıcak hava dalgaları, orman yangınları gibi afetleri tetiklerken, diğer yandan da baraj, göl ve akarsulardaki su seviyesindeki düşüşlerden kaynaklı sosyo-ekonomik problemleri de beraberinde getiriyor. Değişen hava koşullarının önümüzdeki dönemde, Avrupa genelinde kısa süreli şiddetli sağanaklara, taşkınlara ve hortumlara yol açması da olası.”
TUNA NEHRİ YAKIN TARİHİN EN DÜŞÜK SEVİYELERİNDE
Ceyhun Özçelik, Avrupa’da ‘hidrolojik kuraklığın’ en belirgin etkilerinin nehirlerde yaşandığının altını çizdi:
“Avrupa’nın en büyük nehirlerinden Tuna Nehri’nde, Ren Nehri’nde, Po Nehri’nde, Loire Nehri’nde ve Garonne Nehri’nde su seviyesi hiç görülmediği kadar azaldı. Tuna Nehri Almanya, Avusturya, Slovakya, Macaristan, Sırbistan, Romanya, Bulgaristan, Moldova ve Ukrayna’dan geçerek Karadeniz’e dökülüyor ve tüm bu ülkelere hayat veriyor. Rusya’dan geçerek Hazar’a dökülen Volga Nehri’ni saymazsak, yaklaşık 2.900 km ile Avrupa’nın en uzun nehri. Maalesef, yakın tarihin en düşük su seviyelerinde.”
MAMUT KALINTILARI VE SAVAŞ GEMİLERİ ENKAZI
“Budapeşte civarındaki ölçümlere göre Tuna Nehri’nin son 70 yılın en düşük seviyesinde olduğu ifade edilse de drenaj hattının tamamı düşünüldüğünde nehirdeki ortalama seviyenin kayıtlardaki en düşük seviye olması muhtemel görünüyor. Öyle ki, akmayan Tuna Nehri, içerisinde yüzyıllardır gizli kalan birçok kalıntıyı ortaya çıkardı” diyen Özçelik şu bilgileri aktardı:
“Roma İmparatorluğu dönemine ait liman yapıları, Sovyet ordusunun ilerleyişini engellemek için 1944 yılında batırılan savaş gemileri, aynı döneme ait mayın tarama gemileri, batıklar ve yüzlerce kiloluk patlamamış mühimmat bunlardan bazıları. Tuna’nın çekilen suları altında buzul çağına ait mamut fosillerinin ortaya çıkması ve kıtlık dönemlerini izleyebilmek için 15 ila 19. yüzyıllarda nehir kenarlarına yontulmuş ‘kuraklık taşları’nın (hunger stones) görünür hale gelmesi kuraklığın şiddetinin anlaşılması açısından oldukça önemlidir.”
Sırbistan’ın başkenti Belgrad’ın kuzeybatısındaki Sremska Mitrovica kasabası yakınlarında, Sava Nehri’ndeki su seviyesinin düşmesiyle ‘Sloven’ adlı eski buharlı geminin enkazı gün yüzüne çıktı.
ENERJİ ÜRETİMİ TEHLİKE ALTINDA
Tuna Nehri’ndeki su seviyeleri o kadar düştü ki, nehir artık Romanya’nın tek nükleer santralı için gerekli olan soğutma suyunu sağlayamaz hale geldi. Romanya’nın elektrik ihtiyacının yaklaşık beşte birini karşılayan Cernavodă santralı, ordunun patlayıcılar kullanarak santrale daha fazla su yönlendirme girişimlerinin sonuç vermemesinin ardından ağustos ortasında kapandı. Macaristan’ın elektriğinin yaklaşık %40’ını üreten Paks Nükleer Santrali’nde ise su kıtlığı, tesisi kapanma noktasına getirdi.




































