KıbrısManşet

‘Dövsünler genni’ sistemi çağdaş adalette yok! Mahkeme değiliz ceza veremeyiz

Siyaset Bilimi Öğretim Üyesi, akademisyen-yazar Şevki Kıralp, Alexander Satlaev’in tutuklanarak cezaevine yeniden götürülmesinin ardından sosyal medyada başlayan linçleri eleştirdi.

Siyaset Bilimi Öğretim Üyesi, akademisyen-yazar Şevki Kıralp, Alexander Satlaev’in tutuklanarak cezaevine yeniden götürülmesinin ardından sosyal medyada başlayan linçleri eleştirdi. ‘Dövün genni da görsün nasıldır’ sisteminin çağdaş adalet yapılarında olmadığına vurgu yapan Kıralp, “İnsan hakları esasına göre, bir şahıs işlediği bir suçun cezasını çeker ama bu cezayı çekerken yine insanca muamele görür. Biz istesek de istemesek de çağdaş toplumlar kendi hukuk sistemlerini bu esasa göre düzenlemiştir” dedi.

Satlaev’in yakalanmasının ardından şahsa yönelik, dövün, beter olsun şeklinde yapılan paylaşımlara yönelik sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Yakalanan şahsa karşı sosyal medyada “dövün, sövün, vurun” kampanyası yaptık. Hatta bazı arkadaşlar, suçluların da insan hakları olduğunu hatırlattıkları için haksız yere “tecavüzü savunmakla” suçlandılar. Gördüklerim beni hukuk algımız ve sosyolojik sürecimiz açısından çok üzdü” ifadelerine yer verdi.

“Kimseye “dövsünler genni” diye bir ceza veremeyiz çünkü mahkeme değiliz ve zaten mevzuatımızda böyle bir ceza yoktur” açıklamalarında bulunan Kıralp, “İnsan hakları esasına göre, bir şahıs işlediği bir suçun cezasını çeker ama bu cezayı çekerken yine insanca muamele görür. Biz istesek de istemesek de çağdaş toplumlar kendi hukuk sistemlerini bu esasa göre düzenlemiştir. Kendi doğal tepkimizle bile, yakalanan bir şahıs aleyhine “dövün” çağrısı yapmaya hakkımız yoktur. Hatta bunu yapınca polisi suça teşvikten tutuklanabileceğimiz ülkeler vardır. Hiç kimse birinin işlediği bir suçun hesabını vermemesini savunmadı, sadece herkesin insan hakları olduğunu izah etti ve biz bunu bile sağduyuyla dinlemeyi reddettik. İkinci ve daha büyük üzüntümse sosyolojik sürecimizle ilgilidir. Günden güne linç mobilizasyonuyla hareket eden kitleler haline gelmekteyiz. Kitlesel linç mobilizasyonu dalga dalga büyüyen bir momentumdur. Nereye ulaşacağı ve neye sebep olacağı hiç belli olmaz. Küçümsenecek, hafife alınacak hiçbir tarafı yoktur. Bazen bir vakaya ya da olguya karşı doğrudan ya da dolaylı olarak öfke duyan insanların tepkilerinden beslenir. Bazense kendi yaşamına dair çeşitli süreçlerin ve birikimlerin etkisiyle tepkili hale gelen insanlar tarafından beslenir ve birinin taşlanması için sadece hedef gösterilmesi yeterli olur. Lincin başladığı yerde aklı selim de biter, sağduyu da biter. Biri hedef gösterir, diğeri rencide eder, öteki hakaret eder, beriki “dövün” der, bir başkası da bıçağı saplayıp hedef gösterilen insanın canına mal olabilir. Dolayısıyla, kitlesel linç mobilizasyonu hem çok tehlikelidir hem de çok zararlıdır. Yol yakınken bu kitlesel linç illetinden kurtulmamız, insan haklarına, demokrasiye ve çağdaş hukuka dört elle sarılmamız gerekir” dedi.

 

Diğer Haberler