KıbrısManşetTürkiye

Kadınların hak (lı) mücadelesi…

Bugün Türkiye'de  hukuki  bakımdan birtakım imkanlar olabilir, lakin işin hukuk kısmı sıkıntılı!  Bunun nedeni de hukukun üstünlüğünün tartışılır hale getirilmesidir..

Karınca kararınca düşüncelerimi siz değerli dostlarımla paylaşırken mümkün olduğu kadar içinde Kıbrıs olmayan ve tamamen Türkiye’nin  iç meselesi olan ve Türkiye vatandaşlarını ilgilendiren konular hakkında yorum yapmaktan kaçınıyorum, bunun sebebi de Türkiye’de olup bitenlerin benim meselem olmadığı kanaatine sahip olmamamdır! Bu kimine göre doğru, kimine göre yanlış bir düşünce olsa da benim yıllardır hassasiyetle uyguladığım bir  prensip kararıdır..

Türkiye İstanbul Sözleşmesinden çekilmiş.

Bu hem üzücü hem de son yaşananlar demokrasiyle bağdaşmayan ve insan hakları ihlallerine varan gelişmeler tedirgin edici.

Dolayısıyla Türkiye’nin demokratik ilkeleri ve insan haklarını içselleştiren aydınlarının daha görünür mücadele içinde olmaları sürece olumlu yansıyacaktır.

Konu elbette evrensel değerlere karşı geliştirilen bir bakış açısı olunca birkaç kelam etme hakkını kendimde gördüm..

Haliyle bugün konumuz İstanbul Sözleşmesi..

Peki nedir bu Sözleşme?

Gelin ilk iki maddesine birlikte bakalım.

  • Bu Sözleşmenin Maksatları

a Kadınların her türlü şiddete karşı korumak ve kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak.

b Kadına karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve kadınları güçlendirmek de dahil olmak üzere kadınlarla erkekler arasında önemli ölçüde eşitliği yaygınlaştırmak.

c Kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin tüm mağdurlarının korunması ve bunlara yardım edilmesi için kapsamlı bir çerçeve, politika ve tedbirler tasarlamak.

d Kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti ortadan kaldırma amacıyla uluslararası işbirliğini yaygınlaştırmak.

e Kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin ortadan kaldırılması için bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi maksadıyla kuruluşların ve kolluk kuvvetleri birimlerinin birbiriyle etkili bir biçimde işbirliği yapmalarına destek ve yardım sağlamak.

  • Tarafların söz konusu Sözleşmenin hükümlerini etkili bir biçimde uygulamalarını sağlamak amacıyla bu sözleşmede Spesifik bir izleme mekanizması oluşturulmuştur.

Şimdi burada soru şu!

Bu maddelerin hangisi Türkiye’deki karar vericileri rahatsız etmiş olabilir?

Bunu anlamak gerçekten zor, lakin bu Sözleşme evrensel değerdi ve ciddi bir kazanım olabilirdi Türkiye’deki tüm kadınlar için..

Peki buna rağmen Türkiye’de kadına karşı ev içi şiddet, (fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik olarak) azaldı mı?

Çok üzgünüm ama hayır.

Peki neden?

Bugün Türkiye’de  hukuki  bakımdan birtakım imkanlar olabilir, lakin işin hukuk kısmı sıkıntılı!  Bunun nedeni de hukukun üstünlüğünün tartışılır hale getirilmesidir..

Dolayısıyla hukuksal yapı ve toplumsal eğilim maalesef buna imkan tanıyor.

Hal böyle iken gecenin bir vakti uluslararası bir anlaşma olan İstanbul Sözleşmesi  yok sayılıp,  fesh edilebiliyor..

Kadın yok sayılıyor, kadının yaşam mücadelesi çöpe atılıyor, kadına karşı şiddete meyilli olanlara adeta prim veriliyor..

Bakın Türkiye’nin en yetkili isimlerinden birisi olan  Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Faut Oktay’ın İstanbul Sözleşmesi yorumuna : “Çareyi dışarılarda aramaya gerek yoktur, çözüm bizatihi gelenek ve göreneklerimizde.”

Gerçekten anlamak mümkün değil!

Verilen bu kararla çok üzgünüm ama maalesef Türkiye’de  kadınları bir kez daha yaşamak için savaşmak zorunda bıraktılar!

Dünyanın neresinde olursa olsun kadını yok sayan bir anlayışın beslediği kültürün bir parçası olmayı kimse hak etmiyor.

Kaldı ki İstanbul Sözleşmesi cinsiyet temelli tacize maruz kalan her bir bireyin güvencesidir.

Umarım Türkiye bu yanlıştan döner ve her  kadınının en tabii hakkı olan yaşam hakkını, saygıyı, sevgiyi ve takdiri kendi toplumu içinde bulur..

Peki bizim ülkemizde durum nedir?

Önce kısa bir bilgilendirme yapayım.

KKTC Meclisi 15 Aralık 2011 tarihli  Meclis kararı ile onaylayarak “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesine” uymayı taahhüt etti.

Dolayısıyla  biz İstanbul Sözleşmesinin imzacı tarafı olmasak da şimdi 15 Aralık 2011 tarihli Meclis kararına hep birlikte sahip çıkıp  bunun gereklerini yerine getirmek ve kadınlarımızın her alanda korunmasını sağlayacak, eşit birer birey olduklarını hissedebilecekleri tüm yasal düzenlemelerin yapılmasını sağlamalıyız..

Diğer Haberler