Güney KıbrısKıbrısManşetSiyaset

Kazanmak varken niye kaybediyoruz

Kıbrıs bir bütün olarak ciddi bir gelişme potansiyeline sahiptir. Bu potansiyeli Kıbrıs halkları ortak paydalarını öne çıkarmak suretiyle hem siyasi olarak hem sosyoekonomik olarak kazanıma çevirebilir

BM Genel Sekreteri Guterres, Kıbrıs’ta taraflar arasında müzakere edilmiş çözüme güvenin azaldığını ancak tarafların tam teşekküllü müzakerelerin yokluğunda “halkın umudunu canlı tutmak” için diyalog ve yakınlaşmayı sürdürmesi gerektiğini söyledi. Yani bu ne anlama geliyor?

Siz taraflar olarak yalancıktan görüşmeye devam edin ki halklara  BM nezaretinde  hep birlikte hayal satmayı sürdürelim diyor BM Genel Sekreteri..

Yani aslında tarafların mevcut pozisyonunda bir ilerleme sağlanamayacağının kendisi de farkında.

Böylesi bir yaklaşımla sürece olumlu bir ivme katması zaten beklenemez BM’nin.

Bunu çok net olarak görüyoruz.

Ve şunu da görüyoruz ki, BM’nin ve nezdinde BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in bu yönde yeterli bir çabası yok.

Kaldı ki tarafların duruşu taban tabana zıt.

En azından son dönemde ortaya çıkan bu görüntünün giderilmesi için diplomasinin yeterli olmadığını da görebiliyoruz.

O halde Kıbrıs’ta BM’nin çok daha etkili bir pozisyonu kendine addetmesi gerekiyor.

Veyahut da başarısızlığını ilan etmesi gerekiyor. Bunu yapmayacağına göre süreci canlandıracak ve daha etkin rol oynayacak bir tavır alması gerekiyor. Bunu tarafların Güven Yaratıcı Öneriler  üzerinden bir ilerleme kaydederek yapması da mümkün.

Rum basınına göre  Anastasiadis Maraş’a karşı Ercan’ı önermeye hazırlanıyormuş. Eğer bunun astı astarı varsa çok önemli bir konu ve kesinlikle üzerinde çalışılması gereken bir konu. Kıbrıs’ta mevcut süreci herkesin kazanacağı bir fırsata dönüştürmek imkansız değildir. Ülkemizin zenginliklerden faydalanabilmenin ve halkımızın refahını artırabilmenin en etkili yollarından birisi kuşku yok ki Ercan ambargosunun kaldırılmasıdır. Ve tabii ki Maraş’ın uluslararası hukukun öngördüğü şekilde gerçek sahiplerine açılmasıdır.

Kıbrıs bir bütün olarak ciddi bir gelişme potansiyeline sahiptir. Bu potansiyeli Kıbrıs halkları ortak paydalarını öne çıkarmak suretiyle hem siyasi olarak hem sosyoekonomik olarak kazanıma çevirebilir.

Lakin öyle anlaşılıyor ki Güney bunu bir strateji olarak kullanmaya çalışırken, Kuzey de hiç oralı olmuyor. Yani anlayacağınız sıfır sıfır elde var sıfır politikası karşılıklı olarak sürmeye devam edecek.. BM ise sadece izleyecek..

Peki nedir tarafların murat ettikleri?

Güney’in tuzu kuru.

Zamana yayılarak mevcut düzenini devam ettirmenin peşinde. Fakat Kuzeye göre bir farkınan.

Nedir o?

Çözüm istiyormuş gibi yaparak bunu politikasına yansıtıyor.

Kuzey ise iki eşit devlet talep ediyor.

Hal böyle olunca çözümden uzaklaşan taraf da biz oluyoruz.

Üstelik bu politikayı yürütenler de bunun hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini biliyorlar.

Özetle bizim kuşağın da Kıbrıs’ta bir çözümü görmesi pek mümkün görünmüyor.

 

 

 

Diğer Haberler