
ÖZEL HABER
Bahçeli’nin Kıbrıs çıkışı KKTC’de yankı buldu: “Türkiye’nin desteğini yanımızda daha güçlü hissetmek istiyoruz”
Rum yönetiminin ekonomik hamlelerine karşı Türkiye’nin desteğine ihtiyaç var
BAHÇELİ’NİN MESAJI TAM ZAMANINDA
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, “Kıbrıs asırlardan beri Türk’tür, ebediyen Türk kalacaktır” açıklaması, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin varlığı ve güvenliği açısından Kıbrıs Türk halkının adadaki mevcudiyetinin önemini yeniden gündeme taşıdı. Bahçeli’nin hem Kıbrıs Türk halkını hem de liderlerini uyanık olmaya çağırması, kritik bir dönemde verilen kıymetli bir mesaj olarak değerlendirildi. Kıbrıs Türk halkının adadaki varlığının yalnızca kendi geleceği açısından değil, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki güvenliği ve stratejik çıkarları bakımından da büyük önem taşıdığına dikkat çekilirken, Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin KKTC’nin yanında daha güçlü biçimde yer alması gerektiği vurgulandı.
EKONOMİK CEPHEDE ÇÖKÜŞ ENDİŞESİ
Son iki buçuk yılda Rum yönetiminin stratejik hamlelerle KKTC ekonomisini hedef aldığı, Kıbrıs Türk sanayisine saldırdığı ve ülkenin önemli sektörlerinin giderek daha fazla baskı altında kaldığı savunuluyor. Otelcilik sektöründe tehdit oluşturan Rum Yönetimi Elexus Hotel sahiplerini dava etmekle birlikte, KKKTC’ye gelen turist tur operatörlerini de tehdit ediyor. Üniversiteler, tüp bebek merkezleri ve inşaat sektörü gibi ülke ekonomisi açısından hayati alanların bu süreçten etkilendiğine işaret ediliyor. Türk Lirası’nın değerli seyretmesi, yüksek enflasyon, yüksek faizler ve asgari ücretin bir yıl içerisinde üç kez artırılmasının piyasada yarattığı maliyet baskısına karşılık, Güney Kıbrıs’ın vergi indirimleriyle fiyatlarını aşağı çekerek tüketicileri kendi piyasasına yönlendirdiği belirtiliyor. Bu gelişmelerin KKTC’nin rekabet gücünü zayıflattığı ve ekonomik açıdan ciddi bir risk oluşturduğu ifade ediliyor.
SON OLARAK DA KIBRIS TÜRK SANAYİSİNİ HEDEF ALDI
PEPSİ’YE 140 MİLYON EUROLUK DAVA
Ekonomik ve mülkiyet tartışmalarının son örneklerinden biri de Gazimağusa’daki fabrika için açılan dava oldu. Kıbrıslı Rum iş insanları, CYPROFRUTA ve CYPRUS FARMING şirketleri adına Lefkoşa Rum Bölge Mahkemesi’ne başvurarak PepsiCo ve bağlı şirketlerden 140 milyon euronun üzerinde tazminat talep etti. Davacılar, Gazimağusa’daki fabrika ve arazilerinin 1974 öncesinde kendilerine ait olduğunu, 1981’den itibaren ise EKTAM KIBRIS tarafından Pepsi, Pepsi Max, 7UP ve Mirinda üretiminde kullanıldığını ileri sürdü. ABD merkezli PepsiCo, Türkiye’deki bağlı şirketler, EKTAM KIBRIS ve yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 12 gerçek ve tüzel kişiye yöneltilen davada, fabrikanın kullanımının durdurulması ve mülkün iadesi istendi.
“1963’TEN BU YANA EN AĞIR SALDIRILARDAN BİRİ”
Kıbrıs Türk halkının karşı karşıya kaldığı gelişmelerin ciddiyeti, diplomatların değerlendirmelerine de yansıyor. Diplomatların, Rum yönetiminin mevcut hamlelerini 1963’ten bu yana Kıbrıs Türk halkına yönelik en ağır saldırılardan biri olarak nitelendirdiği aktarılıyor. Böylesi bir dönemde Bahçeli’nin Kıbrıs konusundaki çıkışının, Türkiye’nin adadaki varlığının ve Kıbrıs Türk halkının stratejik öneminin hatırlatılması bakımından ayrı bir değer taşıdığı vurgulanıyor.
TÜRKİYE’NİN DESTEĞİNİ DAHA GÜÇLÜ HİSSETMEK İSTİYORUZ
Bahçeli’nin açıklaması, Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin KKTC’yi yalnız bıraktığı yönündeki kaygıların dile getirilmeye başlandığı bir döneme denk geldi. Kıbrıs Türk halkı, Türkiye’nin siyasi iradesini ve desteğini yalnızca açıklamalarda değil, ekonomik ve diplomatik alanda da daha güçlü biçimde yanında hissetmek istiyor. Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin güvenliği açısından kritik öneme sahip Kıbrıs Türk halkının egemenlik haklarının korunması kadar, ekonomik varlığının ve rekabet gücünün sürdürülmesi de önem taşıyor. Beklenti, Türkiye’nin KKTC’nin yanında daha güçlü durması ve ülkenin karşı karşıya olduğu ekonomik baskılara karşı somut destek adımlarının ortaya konulması.








































