KıbrısManşet

KTTB: Covid 19 Aşıları Hakkında yazlı açıklama yayımladı

Kıbrıs Türk Tabipler Birliği covid 19 aşıları ile ilgili yazılı açıklamalarda bulunarak ilgili konu ile alakalı bilgi verdi

Kıbrıs Türk Tabipler Birliği covid 19 aşıları ile ilgili yazılı açıklamalarda bulunarak ilgili konu ile alakalı bilgi verdi

Ülkemize gelmesi planlanan aşılardan biri olan Pfizer/BioNTech aşısı Avrupa İlaç Ajansı- EMA tarafından onay almış bir aşı olmakla birlikte, 16 yaş ve üstü kişiler için acil durum kullanım yetkisi almıştır.

Bu aşı bir mRNA aşısıdır ve vücuda gelecekte bu virüsle nasıl savaşılacağını hatırlayacak bir “bellek” oluşturması, T lenfositleri ve ayrıca B lenfositleri sağlaması ile etki etmektedir.

Aşılamadan sonra vücudun T lenfositleri ve B lenfositleri üretmesi tipik olarak birkaç hafta sürmektedir. Yapılan çalışmalarda Pfizer/BioNTech aşısının, ikinci doz uygulandıktan yedi gün sonra Covid-19 enfeksiyonunu önlemede % 95 etkinlik sağladığı gösterilmiştir.

Yaş grupları ile ırksal ve etnik gruplar arasında aşağı yukarı eşit derecede koruyuculuğu olduğu saptanmıştır. Aşının ciddi Covid-19 hastalığı riskini azalttığı görülmüştür. Ancak asemptomatik enfeksiyonu önleyip önlemediği henüz bilinmemektedir.

Pfizer/BioNTech aşısı bir başlangıç ​​dozu ve ardından bir takviye dozu şeklinde yapılacaktır (21 gün ara ile 2 doz). Çalışmalarda görülen en yaygın yan etkiler enjeksiyon bölgesinde ağrı, yorgunluk, baş ağrısı, kas ağrısı ve eklem ağrısıdır. Bazı kişilerde ise ateş görülmüştür.

Bu yan etkiler, bağışıklık sisteminin devreye girmesinin bir işaretidir. Aşının güvensiz olduğuna dair işaret vermezler. Ancak bu aşıların ciddi, uzun vadeli yan etkileri bilinmemektedir ve bunların kullanımı genişledikçe yakından izlenecektir.

Piyasaya sürülmeye başladığından bu yana Pfizer/BioNTech aşısına ciddi alerjik reaksiyon gösteren kişiler de bildirilmiştir. Klinik çalışmalarda çok az kişi ciddi şikayetlerle hastaneye gitmiş olsa da veriler, Pfizer/BioNTech aşısı olan kişilerin, plasebo (boş aşı) alanlara kıyasla, daha ciddi sonuçlara sahip olma olasılığının daha düşük olduğunu göstermektedir.

Bunun dışında aşının HIV ve bağışıklık sistemiyle ilgili diğer bozukluklara sahip olanlar üzerinde ne kadar etkili olduğu henüz netlik kazanmış değildir.Bunun dışında ülkemize gelmesi planlanan bir diğer aşı ise Çin aşısı olarak bilinen Sinovac/CoronaVac aşısıdır.

Bu aşı ise inaktif bir aşıdır. Eski bir yöntem olan inaktif virüs tekniğine göre hazırlanan bu aşıda, enfekte etme özelliğini yitirmiş (inaktif hale getirilmiş) olan virüs vücuda verilerek, vücudun hastalığa bağışıklık geliştirmesi hedefleniyor.

CoronaVac Aşısı Brezilya, Endonezya ve Türkiye’de son aşama olan klinik denemede (faz 3 aşaması) olan bir aşıdır. Aşı iki doz olarak kas içine uygulanacaktır (14 gün ara ile 2 doz). Halen faz 3 çalışmasında olan aşı ile ilgili bir ön rapor oluşturulmuştur.

Bu ön raporda hastalarda yorgunluk, baş ağrısı ve aşı yerinde ağrı gibi hafif yan etkiler meydana geldiği belirtilmiştir. Yayınlanan bir başka makalede, aşının ilk iki faz testlerinde deneklerin yüzde 90’ından fazlasında antikor oluştuğu (bağışıklık oluştuğu) yer almaktadır. Ancak bu aşı ile ilgili klinik deney çalışmaları henüz tamamlanmamıştır.

Öncelikli olarak hangi gruplara aşı yapılmalıdır?

Dünya üzerindeki çeşitli ülke ve firmalar tarafından farklı teknolojilerle aşı üretim çalışmaları yürütülüyor. Ancak bir pandemiyle karşı karşıya olunduğu ve aşı üretiminin başlangıçta sınırlı miktarda olduğu dikkate alınacak olursa bu aşıların öncelikle uygulanacağı topluluklar kısıtlı olacaktır. Bu nedenle hangi grupların öncelikle aşılanması gerektiği bir tartışma konusu olmuştur.

Her ülkenin kendi aşılanma stratejisini, kendi yayılım dinamiklerine göre belirlemesi gerekiyor. Bunun için de ülkedeki yaş dağılımı, mevcut hastalık yükü ve hastalığın sıklıkla hangi yaşlarda görüldüğü, sağlık çalışanlarındaki hastalık oranı, hastalığa bağlı ölümlerin hangi gruplarda yoğunlaştığı gibi çok sayıda parametrenin değerlendirilmesi gerekmektedir.

  • Amerika Birleşik Devletleri Aşı Uygulamaları Tavsiye Kurulu (ACIP), Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Avrupa Hastalık ve Korunma Merkezi (ECDC) gibi çok sayıda kuruluş aşılarla ilgili çeşitli raporlar yayınlamaktadırlar. ACIP aşı temininin kısıtlı olacağı ilk dönem için sağlık çalışanları, kritik meslek grupları, yüksek riskli tıbbi sorunları olan yetişkinler ve ≥ 65 yaşındaki yetişkinlerden oluşan dört ana risk grubu belirlemiştir.

 

  • DSÖ ise; eğer toplumun %1-10’u aşılanabilecekse sağlık hizmetlerini devam ettirecek sağlık personelinin ve hastalığa bağlı komplikasyonların ve ölüm oranlarının yüksek olacağı ileri yaş gruplarının önceliklendirilmesini önermiştir. Aşı bulunabilirlik oranı %11-20’ye çıktığında ilk iki gruba ek olarak altta yatan başka hastalıkları olan ya da ağır hastalık açısından riskli olabilecek hastalıkları olan bireylerin öncelikli olarak aşılanmasını önermiştir. Aşılanma oranı %21-50’ye çıktığında ilk gruplara ek olarak, okul personellerinin, sağlık ve eğitim sektörleri haricinde belirlenecek kritik meslek gruplarının, gebelerin ve kendini fiziki olarak COVID-19’dan koruması zor olan diğer meslek gruplarının aşılanmasını önermiştir.

 

  • ECDC ise; sağlık çalışanları, hassas popülasyonlar gibi özel gruplara odaklanılması, ileri yaş gibi özel yaş gruplarının belirlenmesi, ACIP ve DSÖ raporlarından farklı olarak toplumdaki yayılımın kontrol altına alınmasına yardımcı olabileceği için gençlerin ve bazı özel meslek gruplarının hedeflenmesi, coğrafi verileri kullanarak yoğun popülasyonlara ulaşılması ve evrensel bir aşılama stratejisinin geliştirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

 

Aşılara erişimimizin beklendiği bu günlerde ülkemiz için de hızlıca bir aşılama stratejisi geliştirilmesi ve öncelikli aşılanması gereken grupların belirlenmesi gerekmektedir. Bundan başka özel saklama ve transport koşulları gerektiren aşılar için gerekli ve yeterli hazırlığın yapılması da elzemdir. Yine benzer şekilde aşıların yapılacağı merkezler, görev alacak sağlık personelinin belirlenmesi ve eğitimi gibi hazırlıkların yanı sıra monitörizasyonun yapılmasına olanak sağlayacak teknik alt yapı da hazırlanmalıdır.

Topluma aşılarla ilgili yeterli ve anlaşılır bilgi verilmesi ve kaygıların giderilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bunun için medya, eğitim kurumları, sivil toplum örgütleri ile işbirliği yapılmasının faydalı olacağına inanıyoruz.

Diğer Haberler