DünyaKıbrısManşet

Özersay’dan Çarpıcı “NATO’nun 5. ve 6. Maddesi” Analizi: Kıbrıs ve Akdeniz Vurgusu

Halkın Partisi (HP) Genel Başkanı Kudret Özersay, özellikle İngiliz üslerine yönelik saldırıların ve Türkiye hava sahasında imha edilen füzenin, NATO'nun "ortak savunma" mekanizmalarını tetikleyebilecek potansiyel taşıdığına dikkat çekti.

Halkın Partisi (HP) Genel Başkanı Kudret Özersay, sosyal medya hesabından yaptığı detaylı analizde, bölgemizde tırmanan krizin NATO Antlaşması’nın kritik maddeleri ışığında nasıl okunması gerektiğini değerlendirdi. Özersay, özellikle İngiliz üslerine yönelik saldırıların ve Türkiye hava sahasında imha edilen füzenin, NATO’nun “ortak savunma” mekanizmalarını tetikleyebilecek potansiyel taşıdığına dikkat çekti.

HP Lideri Kudret Özersay, İran kaynaklı füze saldırıları ve Doğu Akdeniz’deki askeri hareketliliğe dair paylaştığı analizinde, NATO Antlaşması’nın meşhur 5. maddesi ile onun tamamlayıcısı olan 6. maddesinin kapsamını detaylandırdı. Özersay’ın değerlendirmelerine göre, savaşın uzaması halinde Kıbrıs ve çevresi, NATO eksenli tartışmaların merkezine oturabilir.

5. Madde Sadece Amerika ve Avrupa’yı Kapsamıyor

Özersay açıklamasında, bir NATO üyesine yapılan silahlı saldırının tüm üyelere yapılmış sayılmasını ve ortak kuvvet kullanma yükümlülüğünü düzenleyen 5. maddenin, genel kanının aksine sadece üye ülkelerin coğrafi sınırlarıyla kısıtlı olmadığını belirtti.

Özersay’ın açıklamalarının tamamı şöyle:

“NATO’nun çok bilinen meşhur 5. Maddesi üye ülkelerden birisine yapılacak silahlı bir saldırı durumunda bunun tüm diğer NATO ülkelerine yapılmış kabul edileceğini ve diğer NATO ülkelerinin silahlı kuvvet kullanmak da dahil saldırıya uğrayan NATO ülkesine YARDIM ETME YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜ düzenler. Bu madde ilk bakışta NATO üyesi ülkelerin topraklarıyla sınırlı gibi görünür, sadece Amerika ve Avrupa kıtasında bu yöndeki silahlı saldırılarda devreye girdiği düşünülür.

Oysa yine NATO antlaşmasının 6. Maddesi bu yukarıda belirttiğimiz meşhur 5. Maddenin duruma göre başka coğrafyalarda da AKTİVE OLABİLEN BİR ORTAK SAVUNMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ yaratabileceğini vurgular. Buna göre 5. Maddede belirtilen silahlı saldırı;

– NATO devletlerinin AKDENİZ’DEKİ ASKERİ KUVVETLERİNE; GEMİLERİNE VEYA HAVA ARAÇLARINA yapılacak olan silahlı saldırıları DA KAPSAR;

– Daha da önemlisi HERHANGİ BİR NATO üyesi ülkenin yetki alanındaki/kontrolündeki ADALARDAKİ silahlı saldırıları DA KAPSAR (“on the Islands under the jurisdiction of any of the Parties”). Bu normal şartlarda Kıbrıs’ı kapsamaz ancak Kuruluş Antlaşması’na göre EGEMEN olduğu kabul edilen Kıbrıs’taki İngiliz üslerinin bu kapsama girdiğinin iddia edilmesi beni şaşırtmaz (Hem İngiltere hem de Türkiye açısından bir jurisdiction meselesi var malum).

Şimdi bu iki NATO Antlaşması maddesine baktığımızda;

— Türkiye hava sahasında imha edilen ve parçaları Dörtyol’a düşen balistik füzenin önemini;

— Güney Kıbrıs’taki İngiliz üslerindeki İngiliz askeri birliklerine ve tesislerine yapılan hava saldırılarının önemini

— Ve belki bir süre sonra AKDENİZ’DE  seyir halindeki NATO üyesi ülkelerin savaş gemilerine ve/veya uçaklarına yapılacak olan saldırıların önemini görebiliriz.

ABD son yıllarda dış politikasını ikili ilişkiler üzerinden sürdürüyor ve NATO da dahil pek çok ululsrarası örgütü devre dışı bırakacak, etkisizleştirecek yaklaşımlar ortaya koyuyor. Bu nedenle İran’a dönük saldırılarda ABD NATO bağlamında bir destek/ortak savunma talebi ortaya koymamış gibi görünüyor. Ancak Kıbrıs Rum yönetiminin yaklaşımları nedeniyle NATO üyesi olan ve yukarıdaki maddelerle bağlı olan Yunanistan, İngiltere, Fransa uçakları ve savaş gemileriyle Kıbrıs’ın etrafında şu anda!

Bu savaş uzarsa NATO eksenli tartışmalar daha da fazla gündeme gelecektir. Nitekim Kıbrıs Rum liderinin NATO üyeliği çıkışı tesadüf değildir.”

Diğer Haberler

Başa dön tuşu