Grand Pasha Nicosia
Ezic
Serena Butik
Omag Intense
Shopoint
EMU Kurum İndirimi
Visit NCY
SOS Çocukköyü
Piabella
Vestel KKTC
Grand Sapphire Resort
SEMKA
Merit Hotels
Card Plus
Altınbaş Üniversitesi
KıbrısManşet

Özgöray’dan Batı Nil uyarısı: “Sivrisinek uçtuğu zaman mücadele çok zor”

California Restaurant
Airtech Kıbrıs
Zenith Özyalçın
GAÜ

Veteriner Hekimler Sendikası Başkanı Erkut Derviş Özgöray, Batı Nil virüsünün yayılmasının önlenmesi için sivrisineklerle özellikle larva döneminde mücadele edilmesi gerektiğini belirterek, “Sinekleri baskılamak gerekiyor” dedi. Özgöray, mücadelenin havaya ilaç sıkılmasından çok sivrisineklerin ürediği durağan sularda yürütülmesinin önemine dikkat çekti.

Veteriner Hekimler Sendikası Başkanı Veteriner Hekim Erkut Derviş Özgöray, Kıbrıs Postası TV’de Ulaş Barış’ın hazırlayıp sunduğu “Gündem” programına konuk oldu.

Özgöray, programda Batı Nil virüsünün yayılımı, bulaşma yolları ve virüsle mücadele yöntemleri hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Güney Kıbrıs’ta 10’un üzerinde, Kuzey Kıbrıs’ta ise 4 kişide tespit edilen Batı Nil virüsünün özellikle sivrisinekler aracılığıyla yayıldığını belirten Özgöray, KKTC’de ilk resmi vakanın 2016 yılında tespit edildiğini söyledi.

Hastaların büyük bölümünün virüsü herhangi bir belirti göstermeden atlattığını ifade eden Özgöray, yaşlılar ve bağışıklık sistemi zayıf kişiler açısından riskin daha yüksek olduğunu belirtti.

Virüs 1937 yılında keşfedildi

Batı Nil virüsü hakkında bilgi veren Özgöray, virüsün ilk olarak 1937 yılında Uganda’nın Batı Nil bölgesinde keşfedildiğini ve adını da buradan aldığını söyledi.

Virüsün 2000’li yıllardan itibaren tüm Akdeniz ülkelerini tehdit eden bir hale geldiğini ifade eden Özgöray, KKTC’de ilk resmi vakanın 2016 yılında tespit edildiğini kaydetti.

Özgöray, “Tabii ki muhtemelen 2000’li yılların başlarında vaka vardır fakat tespiti yoktu” dedi.

Virüs kuşlardan sineklere, sineklerden insanlara geçiyor

Virüsün önce kuşlardan sineklere, ardından sinekler aracılığıyla insanlara geçtiğini anlatan Özgöray, normal şartlarda virüsün sinekler ve kuşlar arasında döngüsel olarak taşındığını belirtti.

İnsanlar ve atların ise virüsü “kazayla” kapan iki tür olduğunu ifade eden Özgöray, bu nedenle söz konusu canlıların “son konakçı” olarak kabul edildiğini söyledi.

KKTC’de “kahverengi” sivrisineklere dikkat çekti

Kıbrıs’ta hastalığı yayan sivrisineklerin Uganda’nın Batı Nil bölgesinden gelmediğini belirten Özgöray, “Culex” sınıfının tüm alt türlerinin hastalığı yayabildiğini ifade etti.

Kuzey Kıbrıs’ta ise hastalığı yayanların “kahverengi” sivrisinekler olduğunu belirten Özgöray, hastalığın bu sivrisineklerin tükürük bezlerinde meydana gelen değişimlerin ardından insanlara bulaşabilir hale geldiğini kaydetti.

Batı Nil virüsünün kuşlarda da ölüme neden olabileceğini belirten Özgöray, kuşlarda görülen ani ölümlerin virüsün bölgeye geldiğinin ilk işaretlerinden biri olarak değerlendirilebileceğini söyledi.

Ölüm oranı yüzde 1

Türkiye’de 2010-2024 yılları arasında görülen vakaların yüzde 5,7’sinin ölümle sonuçlandığı yönündeki değerlendirme üzerine konuşan Özgöray, hastaların yüzde 80’inin virüsü “asemptomatik”, yani herhangi bir belirti göstermeden atlattığını belirtti.

Vakaların yüzde 16’sında grip benzeri belirtiler görüldüğünü ifade eden Özgöray, baş ağrısı, burun akıntısı ve ateş gibi semptomların ortaya çıkabileceğini söyledi. Yaklaşık yüzde 3 oranında ise nörolojik bulgular görülebildiğini kaydetti.

Özgöray, hastalığın bilinen ölüm oranının yüzde 1 olduğunu ancak yaşlılar ve bağışıklık sistemi zayıf kişilerde bu oranın daha yüksek olduğunu belirtti.

Virüsün geçmişte Kuzey Kıbrıs’ta 2 veya 3 kişinin ölümüne neden olduğunu hatırladığını söyleyen Özgöray, ölümlerden birinin eşinin akrabaları arasında yaşandığını ifade etti.

“Sinekleri baskılamak gerekiyor”

Virüsün ülkeler arasındaki yayılımının büyük ölçüde göçmen kuşlar aracılığıyla gerçekleştiğini ve bu konuda Yunanistan’da bilimsel araştırmalar bulunduğunu belirten Özgöray, hastalığın yeni ülkelere yayılmasının tamamen engellenmesinin mümkün olmadığını söyledi.

Bu nedenle virüsle mücadelede sivrisinek popülasyonunun kontrol altına alınması gerektiğini vurgulayan Özgöray, “Sinekleri baskılamak gerekiyor” dedi.

Belediyelerin ilaçlama araçlarının sokaklarda görülmemesinin “mücadele edilmiyor” şeklinde yorumlanmasının doğru olmadığını belirten Özgöray, asıl mücadelenin sivrisineklerin ürediği durağan sularda yürütülmesi gerektiğini kaydetti.

Özgöray, sivrisineklere larva döneminde müdahale edilebildiğini belirterek, “Sineği uçurttuğunuz zaman sivrisinekle mücadele çok çok zordur” ifadelerini kullandı.

Havaya sıkılan ilacın sivrisineğe ulaşma ihtimalinin düşük olduğunu ifade eden Özgöray, larvalara yönelik ilaçlamalarda ise ölüm oranının yüzde 99 ile yüzde 100 arasında olduğunu söyledi.

Evlerdeki su birikintilerine dikkat

Evlerde bulunan durağan su kaynaklarının ortadan kaldırılabileceğini belirten Özgöray, kovaların içerisinde su bırakılmamasının alınabilecek basit önlemlerden biri olduğunu söyledi.

Su depolarının kapaklarının da kontrol edilmesi gerektiğine dikkat çeken Özgöray, kapağın kırık olması halinde sivrisineklerin depoya girerek yumurtalarını bırakabileceği uyarısında bulundu.

“Culex” türü sivrisineklerin depo, süs havuzu ve kullanılmayan yüzme havuzu gibi büyük su birikintilerini tercih ettiğini belirten Özgöray, bu alanlarda binlerce hatta on binlerce sivrisineğin üreyebileceğini kaydetti.

Baraj ve göllerde bulunan balıklar nedeniyle bu alanlarda sivrisinek açısından büyük bir sorun yaşanmadığını ifade eden Özgöray, ancak balıkların ulaşamadığı bölgeler bulunduğundan gerekli kontrollerin yine de yapılması gerektiğini söyledi.

KSTÜ
Northernland
Meriç Süt
Evsulink
Maraton İskele

Diğer Haberler

Kıbrıs Online
Başa dön tuşu