GenelKıbrıs

Ferdi Sabit Soyer’den Erhürman’a destek, Hristodulidis’e gönderme

Eski CTP Genel Başkanı ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Suriye’de yaşanan çatışmalara ve küresel krizlere dikkat çekerek, Kıbrıs sorununun ancak karşılıklı kabul edilecek bir anlaşma ve güçlü bir siyasi irade ile çözülebileceğini vurguladı; müzakere süreci ile Güven Yaratıcı Önlemler’in birbirine karşı konulmasının büyük bir hata olduğunu söyledi.

Eski Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer, yaptığı açıklamada Suriye’de yeniden yaşanan çatışmalara işaret ederek, akan kanın etnik kimlikle değil insanlıkla ilgili olduğunu vurguladı. Soyer, Ortadoğu’da ve dünyada derinleşen krizlerin, barışın dış müdahalelerle sağlanamadığını bir kez daha ortaya koyduğunu belirterek, Kıbrıs’ta tarihsel sorunların karşılıklı kabul edilecek bir anlaşma ile çözülmesi gerektiğini ifade etti.

 

Kıbrıs’ın geçmişte önemli fırsatlar yakaladığını ancak bunların değerlendirilemediğini kaydeden Soyer, 2014–2017 yılları arasında BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi olan, bugün ise Norveç Dışişleri Bakanı görevini yürüten Espen Barth Eide’nin uyarılarını hatırlattı. Soyer, Eide’nin, BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinin yalnızca Kıbrıs sorununun çözümünde ortaklaştığını, ancak bu durumun kalıcı olmayacağı yönündeki sözlerinin bugün daha net anlaşıldığını söyledi.

 

Soyer, Orta Doğu, Orta Avrupa ve Uzak Doğu’da büyük güçler arasındaki çatışmaların gündemin merkezine yerleştiğini belirterek, bu tabloda Kıbrıslı iki toplumun yanı sıra Türkiye ve Yunanistan’ın da çözüm için daha etkin ve sorumlu bir tutum alması gerektiğini ifade etti.

 

Açıklamasında, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in ziyareti öncesinde basına yansıyan ve süreci zora sokan iddialara da değinen Soyer, Güven Yaratıcı Önlemler ile çözüm müzakerelerinin birbirine karşıt süreçler gibi sunulmasının yanlış olduğunu vurguladı. Bu yöndeki haberlerin, her iki süreci de daha başlamadan çıkmaza sokma amacı taşıdığını savundu.

 

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in, Kıbrıslı Türklere yönelik tek taraflı açılımlar iddialarını da eleştiren Soyer, bu tür önerilerin haksız rekabet yaratacağını ve Güven Yaratıcı Önlemler’in özünü sulandıracağını söyledi. Soyer, söz konusu yaklaşımların, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın gündeme getirdiği AB Yeşil Hat Tüzüğü’nün genişletilmesi gibi somut önerilerin yerine ikame edilmeye çalışıldığını ifade etti.

 

Müzakere masası ile Güven Yaratıcı Önlemler masasının birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısı olduğunu vurgulayan Soyer, her iki sürecin de eş zamanlı ve verimli şekilde işlemesinin çözüm için en güçlü motivasyon kaynağı olacağını kaydetti.

 

Soyer, Hristodulidis’in Avrupa Parlamentosu’ndaki konuşmasında dile getirdiği “işgal” söylemini de eleştirerek, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin anayasasının askıda olduğu ve meşruiyetini kuruluş antlaşmalarından değil, BM Güvenlik Konseyi’nin 186 sayılı kararındaki “zorunluluk doktrini”nden aldığını hatırlattı.

 

Açıklamasının sonunda Soyer, Afganistan’dan sonra Suriye’de yaşananların da gösterdiği gibi, ABD’nin ipiyle kuyudan çıkılamayacağını belirterek, Kıbrıs’ta esas olanın dış beklentiler değil, güçlü bir siyasi irade ve samimi bir çözüm isteği olduğunu vurguladı.

 

Diğer Haberler

Başa dön tuşu