Toros, “yeni formül” olarak yansıyan Kıbrıs planına ilişkin değerlendirmelerde bulundu
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Dış İlişkiler Sekreteri Fikri Toros, Ada TV'de katıldığı televizyon programında Rum basınına "yeni formül" olarak yansıyan Kıbrıs planına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Dış İlişkiler Sekreteri Fikri Toros, Ada TV’de katıldığı televizyon programında Rum basınına “yeni formül” olarak yansıyan Kıbrıs planına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Toros, kamuoyunda “plan” olarak adlandırılan girişimin henüz somut bir plan niteliği taşımadığını belirterek, Birleşmiş Milletler’in (BM) tarafların görüşlerini alarak yeni bir diplomatik inisiyatif yürüttüğünü söyledi. Toros, BM Genel Sekreteri’nin görev süresi sona ermeden önce çözüm üretmek istediği öncelikli dosyalar arasında Kıbrıs’ın bulunduğunu ifade ederek, son dönemde Türkiye, Avrupa Birliği, ABD ve Güney Kıbrıs’ta yürütülen temasların güvenlik, enerji ve ortak refah ekseninde şekillenen yeni bir bölgesel mimarinin parçası olduğunu kaydetti.
“JEOPOLİTİK İLİŞKİLER YENİDEN ŞEKİLLENİRKEN, KIBRIS SORUNUNUN ÇÖZÜMLENMESİ ARTIK BİR ZORUNLULUK”
Kıbrıs sorununun artık yalnızca siyasi bir tercih değil, jeopolitik bir zorunluluk olarak görüldüğünü dile getiren Toros, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinden NATO’nun güney kanadındaki güvenlik stratejilerine kadar birçok başlığın Kıbrıs meselesiyle doğrudan bağlantılı hale geldiğini söyledi. Cumhurbaşkanı’nın ortaya koyduğu dört maddelik metodoloji önerisinin ön koşul niteliğinde olmadığını belirten Toros, bu önerilerin BM Genel Sekreteri’nin olası yeni müzakere sürecini tasarlarken dikkate alması gereken yöntemler olduğunu ifade etti. Bu metodolojinin, sonuç odaklı ilerlenmesini, geçmiş yakınlaşmaların korunmasını, siyasi eşitlik ve güvenlik konularının yeniden tartışmaya açılmamasını ve olası bir referandumda Rum tarafının “hayır” demesi halinde statükoya dönüşün engellenmesini amaçladığını söyledi. Bazı Rum siyasi partilerinin bu yaklaşımı benimsemediğini belirten Toros, buna karşın BM ile Avrupa Birliği içerisindeki bazı ülkelerin söz konusu yaklaşımı anlaşılır bulduğunu ve yeni sürecin nasıl kurgulanabileceği konusunda çalışmalar yürüttüğünü ifade etti. Toros, hazırlık çalışmalarının ardından somut bir planın ortaya çıkıp çıkmayacağının netleşeceğini, şu aşamada ise ortada herhangi bir plan bulunmadığını vurguladı.
“RUM BASININDAKİ TOPRAK İDDİALARI SPEKÜLASYON”
Rum basınında yer alan Maraş, Güzelyurt ve Mesarya toprak düzenlemelerine ilişkin iddiaları değerlendiren Toros, müzakerelerde toprak ve mülkiyet başlıklarının birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Maraş’ın Crans-Montana sürecinde kapsamlı çözümün bir parçası olarak toprak başlığı altında ele alındığını anımsatan Toros, kapsamlı çözümden önce açılması halinde ise BM Güvenlik Konseyi’nin 789 sayılı kararı doğrultusunda mülkiyet meselesi olarak değerlendirileceğini belirtti. Crans-Montana’da mülkiyet başlığında önemli yakınlaşmalar sağlanmasına rağmen toprak konusunda uzlaşı oluşmadığını kaydeden Toros, dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum lider Nikos Anastasiadis’in önerileri arasında farklılık bulunduğunu, bu durumun Guterres Çerçevesi’nde de yer aldığını söyledi. Rum basınında yer alan toprak düzenlemelerine ilişkin haberlerin tamamen spekülasyon olduğunu belirten Toros, taraflar arasındaki farklılıkların ancak kapsamlı çözüm müzakereleri sırasında yeniden ele alınabileceğini ifade etti.





































