
Önceki Dönem Cumhurbaşkanı Yardımcısı, TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay, Avrupa Parlamentosu Kadın Hakları ve Cinsiyet Eşitliği Komisyonu’nun, 2027 AB bütçesi kapsamında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Türk Silahlı Kuvvetlerini hedef alan sözde anıt projesine kaynak ayrılmasını tavsiye etmesine sert tepki gösterdi.
“Kabul edilemez bir yaklaşım”
Fuat Oktay, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Avrupa Parlamentosu’nun söz konusu tavrının kabul edilemez olduğunu belirterek, anıt projesinin tarihi gerçekleri çarpıtmayı ve Türk Silahlı Kuvvetlerini hedef göstermeyi amaçladığını ifade etti.
Avrupa Parlamentosu Kadın Hakları ve Cinsiyet Eşitliği Komisyonu’nun tavrını eleştiren Oktay, “GKRY’nin tarihi gerçekleri çarpıtan ve kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizi hedef alan sözde anıt projesine AB bütçesinden kaynak ayrılmasının tavsiye edilmesi kabul edilemez.” ifadelerini kullandı.
“Barış Harekâtı Kıbrıs’ın Bosna ve Gazze gibi soykırıma uğramasını engelledi”
Oktay, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın, Rum mezalimi altında yaşayan Kıbrıs Türk halkını Bosna’da ve bugün Gazze’de görülen türden bir soykırım akıbetinden korumak ve Ada’ya barış getirmek amacıyla gerçekleştirildiğine dikkat çekti.
“Anıt ayrıştırmanın değil, barışın sembolü olmalı”
Kıbrıs’ta inşa edilecek bir anıtın toplumlar arasındaki ayrışmayı derinleştiren bir propaganda unsuru haline getirilmemesi gerektiğini belirten Oktay, “Eğer Türk Silahlı Kuvvetleri adına bir anıt dikilecekse soykırımı engelleyerek bütün Ada’ya barışı getirdikleri için “kahramanlık anıtı” olmalıdır.” ifadelerini kullandı.
AB kurumlarını Rum propagandasına alet olmamaya çağırdı
Oktay, Avrupa Birliği kurumlarına da çağrıda bulunarak, Rum propagandasına destek vermek yerine Kıbrıs’ta kalıcı çözüm, adalet ve toplumlar arası güveni güçlendirecek sorumlu bir tutum sergilenmesini istedi.
Avrupa Birliği kurumlarının tarafsızlık ve hakkaniyet ilkelerine bağlı kalması gerektiğini vurgulayan Oktay, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı: “AB kurumlarını, Rum propagandasının sözcülüğünü yapmak yerine Kıbrıs’ta kalıcı çözüm, adalet ve halklar arası güveni güçlendirecek sorumlu bir tutum almaya davet ediyoruz.”




































