
ÖZEL HABER
Tüm dünyayı saran iklim krizinin yıkıcı etkileri ülkemizde de hissediliyor
Küresel ısınma ve azalan yağış rejimleri, adanın doğal dengesini tehdit ediyor
Çok sınırlı olan verimli topraklara dahi taşan kontrolsüz yapılaşma, çölleşmeyi hızlandırıyor
Uzmanlar azalan yağışların hem su kaynaklarını hem de tarımı derinden etkilediği konusunda uyarıyor
YAĞIŞLAR AZALIYOR
Tüm dünyayı saran iklim krizinin yıkıcı etkileri ülkemizde de hissediliyor. Son yıllarda yapılan meteorolojik ölçümler, KKTC’de yıllık ortalama yağış miktarının belirgin bir şekilde azaldığını gösteriyor. Meteoroloji Dairesi’ne göre uzun vadeli ölçümlerin sonuçlarında yıllık yağış miktarının düşüş eğiliminde olduğu belirtilirken, geçmiş yıllarda 400-450 mm olan yıllık yağış ortalaması, son yıllarda 380 mm seviyelerine kadar geriledi. Uzmanlar, özellikle kış aylarında düşen yağış miktarının azalmasının, kuraklık riskini artırdığına da dikkat çekiyor. Bunun yanı sıra yaz aylarında yükselen sıcaklık değerleri, toprağın nemini kaybetmesine ve tarımsal verimliliğin düşmesine neden oluyor.
TOPRAK KAYBI VE TARIM ÜZERİNDEKİ ETKİLER
Toprağın hızla verimsizleşmesi, ülkemizde tarımsal üretim için de ciddi bir tehdit oluşturuyor. Özellikle Güzelyurt ve Mesarya ovalarında gözlemlenen toprak kaybı, çiftçilerin üretim maliyetlerini artırıyor. Sürdürülebilir sulama yöntemlerinin tam olarak kullanılamaması ve yağışlardaki azalıştan dolayı kuruyan araziler, toprağın daha fazla erozyona maruz kalmasıyla hızla çölleşme sürecine doğru yol alıyor. Ülkenin verimli bölgelerinde kontrolsüzce süren inşaat faaliyetleri ise çölleşmeye geri dönülemez şekilde katkı sağlıyor.
SU KAYNAKLARI TÜKENİYOR
İklim krizinin bir diğer etkisi de su kaynaklarının tükenmesi. KKTC’nin yeraltı su rezervleri, giderek artan talep ve azalan yağış miktarları nedeniyle kritik seviyelere ulaşmış durumda. Türkiye’den borularla taşınan su, kısa vadeli bir çözüm sunsa da uzmanlar, uzun vadede su tasarrufu ve verimli kullanım için daha etkili politikaların uygulanması gerektiği görüşünde. Uzmanlar, kontrolsüz nüfus artışı, çevre odaklı olmayan yapılaşmadaki patlama gibi nedenlerin ise “etkili politikaların geliştirilmesini ve su tasarrufu yapılmasını” engellediği konusunda hem fikir.







































