
ÖZEL HABER
Piyasadaki para miktarının büyümesi hayat pahalılığı üzerindeki baskıyı daha görünür hale getiriyor
KKTC Merkez’in verileri, vatandaşın uzun vadeli tasarruftan uzaklaştığını gösteriyor
Yüksek para arzı, “enflasyonun artması ve yerel paranın değersizleşmesi” anlamına da geliyor
3 AYDA 19,4 MİLYARLIK ARTIŞ… KKTC ekonomisinde kullanılabilecek toplam para miktarını gösteren ‘Para Arzı’ (M3), Mart 2026’da 417 milyar 865 milyon Türk Lirası düzeyini geçti. KKTC Merkez Bankası verilerine göre 2025 yılını 398,4 milyar lira civarında kapatan “para stoğu”, üç ayda %4.88 oranında artış yaşadı. Para arzındaki yıllık artış ise %39.77 düzeyinde hesaplandı. M3 Mart 2025’te 298,9 milyar lira olarak kayıtlara geçmişti. Şubat ayı sonunda 415,8 milyar lira olan para arzının bir ayda 2 milyar lira arttığı hesaplandı.
ENFLASYON VE DEĞERSİZ PARA… Resmi veriler, “Enflasyonun artması ve yerel paranın değersizleşmesi” anlamına da gelen yüksek para arzının 31 aydır aralıksız arttığını gösteriyor. M3 en son Ağustos 2023’te %0.89 oranında düşüş yaşamıştı. Ekim 2022’de 100 milyar; Aralık 2023’te 200 milyar; Nisan 2025’te 300 milyar ve Ocak 2026’da da 400 milyar lirayı geçen M3, Mart’ta rekoru biraz daha yukarı taşıdı. TC Merkez Bankası da para arzı-enflasyon ilişkisine vurgu yaparken, “Para arzının artması, enflasyonun oluşmasındaki bir başka unsurdur. Bu durumda, yatırım ve tüketim harcamaları artarak fiyatlar üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşur” değerlendirmesi özellikle dikkat çekiyor.
VADELİ MEVDUATIN PAYI DÜŞÜŞTE… Uzmanlara göre yüksek enflasyon, dövizdeki sert hareketlilik ve Türk Lirası’nın değer kaybı, tasarruf alışkanlıklarını değiştiriyor. Birkaç yıl önce para arazının neredeyse 5’te 3’ünü oluşturan “vadeli tasarruf mevduatın” payı Mart 2026’da %46.86 oranıyla tüm zamanların en düşük seviyesini gördü. Veriler, düşüşün Mayıs 2025’ten itibaren neredeyse her ay devam ettiğini ortaya koyuyor. Ekonomistler, bu tablonun vatandaşın parasını uzun süre sistem içinde tutmak istemediğini ve döviz, altın ve kısa vadeli yatırım araçlarına yöneldiğini gösterdiğini belirtiyor. Ancak bu durumun bankacılık sistemi açısından da risk oluşturabileceği ifade ediliyor.





































